Kır çiçeklerinden bir taç yapmıştı bana. Saçlarıma takarken kalbimin sesini duyuyordum. Öyle hızlı çarpıyordu ki yerinden çıkacak sandım. Bir daha o Kadar yakın olamadık hiç. Ne ellerimiz değdi birbirine, ne gözlerimiz. EsEs
Dönemem terk ettiğim hiç bir yere Dolaşıp duruyorum sokaklarda Dilimde o son duam Ben hiç kimseyi bu kadar sevmedimki Sonsuzluk gibi çıkıyordu Bu söz içimden Umutsuz bir yakarış gibi Hiç bitmeyecek bir hasret gibi Ben hiç kimseyi bu kadar sevmedimki EsEs
Tohumlarının sahibi sen olduÄŸun halde Benim haneme yazıldı günahlar… AÅŸkımıza, kavgamıza; Bu kavramları tanımayanları yükledin Anlamıyorum… Sen kaç kiÅŸisin? Azalıyorsun esmer…! Oysa ant içmiÅŸtik Düşman olsak da teke tek kalacaktık Ne sevmesini bildin Ne de mücadeleyi… Tüm ÅŸehri arkana aldın da Yine kaybettin! Yanıldın esmer…! Hangi kaldırımlarda sürükleniyorsun? O saçların kimin ellerinde dalgalanıyor? Seviyor musun? [...]
… Bana İstanbul’dan bir gece getir… Ama Åžartım var sevgili! ÇiÄŸne de gel hüznümü? Ve nereden bakarsam bakayım Muhakkak görülmeli kız kulesi… Sonrası mı? İntihara gebe olmayan Bir hayat baÅŸlamalı Gözlerine daldığımda… Gözünü seveyim, Bana o ÅŸehrin güzünü getir! Çünkü bahar olacak ilk dokunuÅŸunda… Köpük türeten dalgalara Dalmışken gözlerin Cam kenarında bir vapurun.. Bu kadar [...]