| Şarkı | Bir Gün Mutlaka… |
| Şarkıcı | Sevgiliye Mektuplar |
| Albüm | albüm girilmemiş |
| Okunma | 163 views okunmuş |
O gün yine her zaman oldugu gibi,sahile inip,dalgalara en yakın olan taşın
üstüne oturmuştu…Gözlerindeki hafif yaşla ufuga bakıyordu…Dalgalar her
taşlara vurdugunda sular üstüne sıçrıyordu…Fakat hiç bişey umurunda degilmiş
gibi gözlerini ufuktan hiç ayırmadan,dalgın dalgın bakıyor,aradada elinin
tersiyle gözlerini siliyordu…Arada bir kendi kendine gülümsüyor ve aniden
gülümsemenin yerini tekrar yüzünde acı bir yüz ifadesi kaplıyordu..Neydi onu bu
kadar acıya iten neydi.. Neydi yüzüne gülümsemeyi getirip,aniden tekrar acılara
iten…
Birden sanki çok korkunç bir şey görmüş gibi ayaga kalktı.Yüzündeki ifade dahada
karamsar,nefret dolu bir hal aldı…Ani bir dönüş yaptı kayaların üstünde hızla
yürümeye başladı.Bir an ayagı taşların arasındaki boşluga kaydı,Sendeledi fakat
büyük bir çeviklikle ellerini yere dayayıp hemen dogruldu…Ayagını sıkıştıgı
kayaların arasından kurtardı.Tekrar hızla yürümeye başladı…Bu sıradada arada
bir geriye dönüp dönüp az önceki baktıgı ufka dogru bakıyordu..Bu bakması
esnasındada hızı aynı şekildede yürüyordu…Artık sahilden iyice
uzaklaşmıştı…Geriye dönüp baktı son bir kez daha ve sagından solundan geçen
arabalara aldırmadan hızla yürümeye devam etti…
Nihayet o hızlı adımların yerini yavaş adımlar aldı…Sanki karşısında onu
korkutan birşey varda ondan korkuyormuş gibi yavaşlamıştı…Bacakları sanki
titriyordu..Yüzünün rengi bile degişmiş,o yüzde sanki ölü bir insan yüzü
oluşmuştu…Gözleri kısıldı ve gözlerinden akan belli belirsiz yaşlar
hızlandı.Sanki birşeyler söylemek istiyorsa söyliyemiyordu…Gözlerinden akan
boncuk gibi yaşlar yanaklarından aşagı kayarak o titreyen dudaklarına
geliyordu…Bir an bekledi sonra derin bir nefes aldı ve tekrar emin adımlarla
yavaş yavaş yürümeye başladı…Etrafı yüksek bir duvarla kaplı olan bir kapının
önünde durdu…Kapı demir parmaklı fakat sonuna kadar açıktı…Duvarların
üstünden yükselen çam agaçları görünüyor ve etrafa mis gibi gül ve çiçek
kokuları geliyordu…Kapının önünde tekrar derin bir nefes aldı…Cebinden
çıkardıgı mendille gözlerini iyice sildi…Üstünü başını düzeltti…Yakası açık
olan gömleginin dügmelerini kapattı..Elleriyle saçlarıdı geriye dogru
düzelttikten sonra yavaş yavaş kapıya dogru yöneldi..Yüzünde bir gülümseme vardı
fakat bu gülümsemenin zorla yapıldıgı yani gülümsemeyipte sadece gülümsemeye
çalıştıgı her halinden belliydi…Göz kapaklarını kapatsa o boncuk boncuk yaşlar
tekrar akıcaktı…Fakat kapatmıyordu…Kapıdan içeriye girdi önünde etrafı
ağaçlar ve güllerle kaplı yolda ilerlemeye başladı…Sonra elini iç cebine soktu
ve çok dikkatli bir şekilde cebinden küçük bir poşet çıkardı..Poşetin agzını
sanki elinde tutdugu şeyi az fazla sıksa kırılıcakmış gibi açtı…Yavaşça poşeti
burnuna götürdü derin bir nefes çekti içerisine…Tekrar yürümeye devam etti
fakat poşet kalbinin izzasında ve hafiften kalbine temas ediyordu…
Az daha ilerlediginde yol ikiye ayrılıyordu,yolun agzında durakladı ve sag
tarafa dogru yürümeye devam etti…yüz metre kadar ilerledi ve durdu…sag
tarafa döndü ve orada donup kaldı…Alnından aşagıya ter akmaya başladı…O ter
oradan göz kapaklarını inip,gözlerini zorluyordu adeta…elli metre ileriden onu
o halde gören sanırım heykel zannederdi…Hiç kımıldamadan duruyordu…Bu
esnadada aglamamak için kendisini zorluyordu fakat daha fazla dayanamadı ve
hıçkıra hıçkıra aglayıp \”neden neden\” diyerek dizlerinin üstüne
çöktü…Ellerini hemen önünde duran mezar taşına koyup başınıda ellerinin üstüne
koydu…Orada bir müddet agladı…Mezar taşına hafiften sanki bir gül
koklarmışcasına öpücük kondurup \”neden bıraktın beni yanlız başıma\”dedi ve
gözlerindeki yaşı silerken \”özür dilerim karşına bu halde çıkmayı hiç
istemedim\”dedi…Dizlerinin üstünde mezarın iyice yanına gelip üzerinde
rengarenk güllerin oldugu agacın etrafındaki yabani otları
temizlerken\”biliyormusun bu gül her sabah dalından bir gül koparıpta sana
verdigim agacın bir fidanı\”dedi…
Hava yavaş yavaş kararmaya başlamıştı…Adam mezarın üstüne kapanmış gözleri
açık bir vaziyette derin derin düşünürken \”seni seviyorum hemde
çok\”dedi…Mezar topragını öptü ve elinin içerisindeki topragı sımsıkı
sıktı…Diger elindeki poşetide mezarın üstüne bırakmıştı…\”Sen gittin,ufuklar
bile farklı,sen gittin dalgalar bile farklı hepsi düşman olmuş sanki.Sen yoksun
yanımda seni götürmedigimden seni yanımda göremediklerinden farklılar.Nasıl
derdim onlara biz ayrıldık,nasıl derdim onlara canımın yongası yok artık,nasıl
derdim onlara azrail kapıyı çaldı aldı onu benden diye….Diyemedim
diyemedim\”…Dedikten sonra yavaşça dizlerinin üstüne dogruldu ellerini havaya
açtı başını göğe dikti ve\”ALLAH\’ım bu dünyada aldın onu benden ne olur benide
al benide al yanına\”dedi…Ellerini yüzüne sürüp \”amin\” dedikten sonra ayaga
kalkıp.
\”Aşkım ben yine sahildeki beraber yanyana oturdugumuz ve ufuktan gelipte bizi
alıp kötülüklerin olmadıgı,aşkların kutsal sayıldıgı,sevginin her zaman var
oldugu yere götürecek olan gemiyi bekliyorum…Biliyorumki o geminin gelipte
beni götürecegi yerde sende olucaksın…Çünkü sevgi demek aşk demek zaten sensin
demekki o ufuktan çıkıp gelecek gemi beni sana,senide bana kavuşturucak\”…
\”Şimdi bana musade biricigim,sana hiç bir zaman elveda demedim şimdide
demeyecegim…Biliyorumki bu aşk ve sevgi bende oldugu müddetçe seninle mutlaka
bir gün bir yerde tekrar beraber olucaz…Hoşça kal orman perim,hoşça kal
sevdigim\”…
YAZAN:Cengiz AKALIN…



