küçüktüm… küçüktüm acıtmazdı hiçbir söz beni, küçüktüm bilmezdim çakallar ülkesinde yaÅŸam savaşı vermeyi… küçüktüm ve daha birçok ÅŸey yoktu bende… büyüdüm.. ilk önce konuÅŸmayı öğrendimm.. büyüdüm yürümeyi öğrendim… insanların nasıl can yaktığını,çakalların nasıl çaka sattığını öğrendimmm yanlışı öğrendim ve doÄŸruyuda, haklıyı da öğrendim haksızı da, bende olmayan herÅŸeyi öğrendim her türlü zorluÄŸu öğrendim öğrendim de [...]
Sana çok çocuksusun diyebiliyorlarsa, Bırak. O, büyüyenler utansın. Seni düşüncesizlikle suçlayabiliyorlarsa, Bırak. Düşünceli benciller utansın. Gözlerinden çok yaş akıttığını söyleyebiliyorlarsa, Bırak. Yaşları akıtan gözlerin değil, Göz yaşlarını akıttıran sözler utansın. Ve bırak, Zamanı geldiğinde; İçindeki tüm çiçekler birer birer solsun. Umutlarında yarınların, Yarınlarında her daim umutların olsun.
Su serpmek istersen nar ateÅŸime! YaÄŸmuru bekleme merhaban rahmet… Mecbur deÄŸilsin ki cevap vermeye! Kendini zor etme çaÄŸlaman zahmet… \”En uygun zamanını beklediÄŸim SEVGİLİ DOSTUM´a\” Åžiir: Gökhan Er (Kütahya-2002)
Gülünce yüzünde güller açan Nasılsınız benim güzel dostlarım? KonuÅŸunca etrafa neÅŸe saçan Nasılsınız benim güzel dostlarım ? Her zaman arayıp soramadığım Kalbimin köşesinde sakladığım Ama hiç bir zaman unutmadığım Nasılsınız benim güzel dostlarım ? Â