Şarkı Şizofren Aşk
Şarkıcı Denemeler
Albüm albüm girilmemiş
Okunma 795 views okunmuÅŸ





Bazen öyle bir iliÅŸkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. Kör kütük baÅŸlanmışsınızdır aslında… En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekiÅŸmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Göz yaÅŸlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coÅŸunca öptüğünüz bir bayrak… Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sinirsiz ve nihayetsiz; “ÖLMEK VAR, DÖNMEK YOK”tur. Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir ÅŸeylerin kanadığını… Tutkulu sevdaların gizli hançerleri baslar parıldamaya… Åžurasından, burasından eleÅŸtirmeye koyulursunuz: “Söyle görünse, öyle demese, deÄŸiÅŸse biraz ya da eskisi gibi olsa…”
BaÅŸkalarını örnek göstermeye, “Bak onlar nasıl yasıyor” demeye baÅŸlarsınız. Hem birlikte yaÅŸayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. AÅŸkınızın gözü kör deÄŸildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. “Eskiden böyle miydi ya…” diye baÅŸlayan sohbetlerde açılır eleÅŸtirinin kapısı; açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından… Böyle süremeyeceÄŸini bilirsiniz. DeÄŸiÅŸsin istersiniz. O, sevgisizliÄŸinize yorar bunu… İhanete sayar. Tutkulu iliÅŸkilerde ihanetin bedeli ölümdür. “YA SEV BÖYLE YA DA TERKET” diye gürler…
Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ısıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden… Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size… Hoyrattır, bakmaz yüzünüze… Zehir akar dilinden, konuÅŸturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder. Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden… “İyiliÄŸin içindi hepsi, seni sevdiÄŸim için…” dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız yaÅŸamayacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz. İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz…
“Madem öyle…” nin çağı baslar ondan sonra… Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep baÅŸkalarını seçmiÅŸtir, madem ki kıymetinizi bilmemiÅŸtir, o halde “günah sizden gitmiÅŸtir”. Lanet ederek bu karşılıksız aÅŸka, çekip gitmeleri denersiniz. AÅŸkın göçmenlik çağı baslar böylece… Daha özgür olacağınız limanlara demirlerseniz bir süre… Ne var ki unutamaz, uzaktan uzaÄŸa izlersiniz olup biteni… Etrafı bir sürü uÄŸursuzla dolmuÅŸ, kurda kusa yem olmuÅŸtur. Deli kanlılar, eli kanlılar, uÄŸruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini… Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye…UÄŸruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla… “Bana ne…kendi seçimi” diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre…
Ama sonra… ansızın kulağımıza çalınan bir ÅŸarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden… Yaban ellerde, baÅŸka kollarda ondan bahseder aÄŸlarsınız. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, ÅŸarkısını dinlemeyi, yemeÄŸini yemeyi, elinden bir kadeh rakı içmeyi… Karşı nehrin kenarından hasret ÅŸiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye… Dönüp “SENİ HALA SEVİYORUM” diye bağırmak geçer içinizden… Dönemezsiniz. Göremedikçe baÄŸlanır, uzaklaÅŸtıkça yakınlaşırsınız. Anlarsınız ki bir çaresiz aÅŸktır bu, ne onunla olur, ne onsuz… Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem “Ne olacak sonunda” kuskusu… Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz. Sürünür gidersiniz…

Deli Åžair

    Â